Şiir 002 - KORO
Güncelleme tarihi: 1 Eyl
Kadınlık: sağım ve solum arasında yarılmış bir sınır çizgisi.
Sol, geleneğin kafesi. Sağ, personanın maskesi.
Solda, gözlerim toprakta yürümeye koşullanmış.
Sağda, gökkuşağını kovalıyor.
Kendi tenime dokunmak için neon bir şehre kaçmak—ne kozmik bir şaka.
Ama kafa yatar sola.
Yukarı bakmak günah.
Ben kadınım. Utanç, doğuştan hakkım.
Özgüven gibi pençeler neyime benim?
Tomurcuklanan göğüslerimi ağır süeterlerle boğdular.
Gizle onu. Göm onu.
Ama bir kırılma noktası var.
Tükürürüm ellerinize, kavrayışınıza, yününüze, o acınası zihniyetinize.
Hepsini kükrerim dışarı—
Ama uyurum, uyanırım
Ve kafa yatar yine sola.
Kolay mı gömülü bir kafayı topraktan söküp çıkarmak
Bilir misin ehlileştirilmenin tadını?
Çare, tasmadan kurtulmak için kendi tabiatını boğazlamak.
Ve infaz görevi: içindeki onlarca kadını öldür.
Katlet ki, çıkış kapısı ardına kadar açılsın.
Katlet karakterini, özgüven illüzyonu canlansın.
Nihayet, kafa kalkar yukarı.
Ya hayalet uzuv ağrıları?
İkili savaş.
Kıymık kıymık duygular, çatlamış benlikler,
Karanlıkta birbirini paralayan.
Ah, hani o övündüğümüz özgüven var ya…
Bir sonraki efendini elinle koymuş gibi buldurur sana.
Peki ya teori başarısızsa?
Hayır.
Zorla buldurduk.
Zorla oldurduk.
Her yeni kadını sürükledik giyotine.
Ben ve içimdeki o hayalet kahraman…
Bu etleri yakmalı mıyız, yoksa toprağa mı atmalı?
Cevap yok.
Biz de doğaçlama yaptık.
Çürüyen bedenleri üst üste yığıp bir selfie için gülümsedik.
En sağda: ben ve kahramanım.
Solda: boğazlanmışlar korosu.
ALİN TURA
Yorumlar