top of page

Günce 008 - Anlamak Dönüşmek Değil.

25 Ağu
2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 1 Eyl

Okuma öncesi not:

Çöküşün ertesi günü adlı kaydı yayınlamanın doğurduğu kaygıdan dolayı bu güncede nasıl olduğumu hatırlayamıyorum. Ben de seninle birlikte göreceğim.


Şuan ne yazacağımı bilmeden oturuyorum..

Hiç bir fikrim yok.

İçim boş.

Dünden beri ara ara içim boşluğu dolmak için açık arıyor.

Kaçmamaya kararlıyım.

O yüzden bu sabah düne rağmen isteyerek yazmaya oturuyorum. 

Değinmek istediğim şeylere bilerek değinmeyerek...

Çünkü ya analiz ediyorum yada teorize.

Anladığımı sanıyorum.

Ama öyle değil.

Kendimle kedi fare oyunu oynuyorum. 

Zihnim kaçış hamlesi yapıyor, yakalıyorum .

Zihnim savunma yapıyor ben yine yakalıyorum.

Artık bu en azından bugün olmasın.

Çünkü yorgunum.

Çünkü kaçmamaya kararlıyım.

Kararlıyım ama bunu yapmadan da bir konu nasıl ele alınır bilemiyorum.


Peki ya her zaman bir konu olmak zorunda mıdır? 


İçim boş ya... 

Duygum buna dayanamıyor.

Zihnim hala boşluğu soru sorarak doldurmaya çalışıyor. 

Bu kaçış kemikleşmiş gibi duruyor. 

Şimdi kendimi "Sanki yine analiz yapıyorum" derken buluyorum. 


İçim boşken boşluğa bir daha düşüyor ama bu sefer ne siyah ne beyaz. 


Boslukta bir ses yankılanıyor. 

Duymaya çalışıyorum. 

Anlamaya çalıyorum. 

Anlıyorum ama

Anlamak dönüşmek demek olmuyor.


Duyguları düşünüyorum. 

Öfke, mutluluk gibi temel duyguların dışında pek duygu bilmediğimi fark ediyorum. 

Aslında duygu öğrenilen bir şey.

Öyle di mi?


Ayrıca bir yandan aklımdan şunlar geçiyor:

Kaçmamaya kararlıyım demiştim ya.

Aslında bu da bir kural gibi geliyor üzerinden bir süre geçtikten sonra.

Kendime kural koymak duyguyla başa çıkmama yardım ediyor.

Başa çıkmaya çalıştığım duyguyu merak ediyorum.

Hemen bulmaya çalışmak yerine onu zamana bırakıyorum ve yazmaya devam ediyorum


Sonra aklıma sorumluluk diye bir kelime düşüyor.

Bu sefer bu kelime beni korkutmak yerine memnun ediyor.

Çünkü bugün yazının başına sorumluluk almak için oturduğumu biliyorum.

Tıkanabilirliği, beklentinin karşılanamama ya da kötü yazmanın ihtimalini kabul ediyorum.

Bu kabulün beni rahatsız etmesini beklerken hiç öyle olmuyor.

Dinginim desem değil, huzursuzum desem değil.

Sadece boşum.


İçinde olduğum duyguyu tanımlayamamak beni biraz açıkta kalmış hissettiriyor.

Duyguları öğrenmek istiyorum.


Dünü düşünüyorum.

Oradaki yoğunluğu...

Acıyı..

Acıya ne sebep olur bilmiyorum.

İllüzyondan çıktıktan sonra, izole olma kalıbımı görüyorum.


Aslında kendime biraz zaman verince duygunun geldiğini değil de geçtiğini hatırlıyorum.

Adı nefret.

Bedenimde nefretin düşüncesi var ama kendisi yok.

Çünkü geldiği gibi ondan kurtuldum.


Son Yazılar

Hepsini Gör
Günce 024 - Bir Hüngürme Geldi

Okuma öncesi not: Yok. Kaynar su ile sol elimin parmaklarını yaktım. Hissettiğim acıyla hemen lavaboya koşup elimi suyun altında tuttum bir süre. Sonra acıdan uyuyamadım. Gece saat çok gecti. Modeli i

 
 
 
Günce 023 - Makineye İtiraz

Okuma öncesi not: Yok. Bugün aklımda bir şey yok. Sadece içimdeki boğulma hissi devam ediyor. Bugün kalemi, yazmış olmak ve sorumluluğumu yerine getirmek niyetiyle elime alıyorum. Bakalım gün neler gö

 
 
 
Günce 022 - Düşünmeden Nasıl Yaşanır Bilmiyorum

Okuma öncesi not: Yok. Kendimi oyaladığım bir gün geçiriyorum. Gerçekten hayat böyle mi akıyor? Bugün düşünmek adına birşey yapmadım. "Düşünmeye vaktim olmadı" denilen günler böyle oluyor herhalde. Ö

 
 
 

Yorumlar


Bana bir mesaj yaz ve ne düşündüğünü söyle <3

© 2035 by Train of Thoughts. Powered and secured by Wix

bottom of page