top of page

Günce 024 - Bir Hüngürme Geldi

10 Eyl
2 dakikada okunur

Okuma öncesi not:

Yok.


Kaynar su ile sol elimin parmaklarını yaktım. Hissettiğim acıyla hemen lavaboya koşup elimi suyun altında tuttum bir süre. Sonra acıdan uyuyamadım. Gece saat çok gecti. Modeli insanların anlayacabilecekleri açıklayıcı bir hale getirip yayınlamak için çalışmaya basladım. Amaçsal sabotajın çıktısı olan sorumluluğuma atanmış bu eylem devam ediyordu. 


Bir yandan da canım yanmaya devam ediyordu. Bir süre boşluğa baktım, kendimi ateş hakkında düşünürken buldum. İnsana dokunluğunda yok ediyordu. Arana yeterli mesafe koyduğunda ısıtıyordu. Hatta biz bu yok etme olayını bile kendi lehimize çevirmiştik. Yok etmeye izin vermeyecek kadar pişirip yiyorduk. Bu yok ediş bir devirde bir şeylerin başlangıcı olmuştu. Sağlığın, endüstrinin, yerleşimin... bilmem, daha bir çok şeyin. 


Sonra derken gözüm odadaki peteklere takıldı. Isınmak için, hayatta kalmak için, modernleşmenin çıktısıyla, evimin içine ateşle temas ettiğinde patlamaya sebep olan bir şeyi sıkı güvenlik önlemleriyle yerleştirmiştim. İnsanlar hayatta kalabilmek için bütün tehlikeleri kontrol altına alıp tehlikeyi kendine hizmet edecek bir forma dönüştürüyordu. 


Bu peteği düşünme halinin sağladığı anlık kopukluktan sonra zihnimin acıya kulak vermemem için yaptığı oyunlar bitmişti. 


Canım acıyordu. Bir süre ona kulak verdim. 


Canı acıyan çocukların annelerini düşündüm. Onların acılarını gösterme şekillerini. Bir şekilde gösterdikleri kalmış aklımda. Sonra ağlamaya başladım. Bu sefer ağlamak kolaydı. Çünkü parmağım yanmıştı. Hem parmağıma hem kırgınlıklarıma ağlıyordum. Bunu itiraf etmesi o an kendime bile zordu. Ağladıkça hüngürme geldi. Bu da nasıl bir kelimeyse. Hüngür hüngür ağlayamadım ama bir hüngürme geldi işte. 


Mesela yere düşünce ağlamak uygundu, olurdu.  Ama her gece yatağımda yalnızlıktan ve çaresizlikten ağlamak çok zordu.  Çünkü seni kimsenin duymaması gerekiyordu. Kafana yorgan çekip üstüne bir de ağzına tıkaman gerekiyordu. Yani bir süre öyleydi. Çocukken böyleydi, ergenken böyleydi.  Şimdi düşününce yolun bir şekilde bulması, akıtması güzel.


Sevgili çocuk, sen çok güzelsin. Ben seni sararım. Sen gel benim yanına. 


Okuma sonrası not:

Hem dün hem bugün ağladım. Artık yine incindiğim için ağlayabiliyorum. Bu ağlamak dövüştürücü bir ağlamak gibi kendiliğinden bitiyor. Kendiliğinden hafifletiyor. 

Son Yazılar

Hepsini Gör
Günce 023 - Makineye İtiraz

Okuma öncesi not: Yok. Bugün aklımda bir şey yok. Sadece içimdeki boğulma hissi devam ediyor. Bugün kalemi, yazmış olmak ve sorumluluğumu yerine getirmek niyetiyle elime alıyorum. Bakalım gün neler gö

 
 
 
Günce 022 - Düşünmeden Nasıl Yaşanır Bilmiyorum

Okuma öncesi not: Yok. Kendimi oyaladığım bir gün geçiriyorum. Gerçekten hayat böyle mi akıyor? Bugün düşünmek adına birşey yapmadım. "Düşünmeye vaktim olmadı" denilen günler böyle oluyor herhalde. Ö

 
 
 
Günce 021 - Biraz Huzur ve Korku

Okuma öncesi not: Döngü kendini dün gece itibariyle tamamladı. Süreçsel sapma modelim sonuca ulaştı. Dün kendime karşı 4. Sabotajımı gerçekleştirdim. Adı meşrulaştırma idi. 4 yaşını doldurmuş hala mem

 
 
 

Yorumlar


Bana bir mesaj yaz ve ne düşündüğünü söyle <3

© 2035 by Train of Thoughts. Powered and secured by Wix

bottom of page