top of page

Günce 014 - Daha Ne Diyeyim?

31 Ağu
1 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 1 Eyl

Okuma öncesi not:

Yok.


Çocukken evdeki kavgaları durdurmaya gücüm yetmiyordu.

Tek yapabildiğim şey, hareketsiz bir şekilde olduğum yerde durarak bir hayalete dönüşmekti.

Durduğum yerde kendi içime çekilir, sessizleşirdim.

Çoğu geceler kavga seslerine uyanır, yatağımdan çıkıp gizli gizli kavgaları izlerdim. 

Buna bu kadar maruz kalmak, beni kavgaya duyarsızlaştırmak yerine, kavga indikatörüne dönüştürmüştü. 


Hatta insanları kategorize ediyor olsaydım, ebeveynlerimden öğrendiklerimden yola çıkarak, insanları kavga etme şekillerine kategorize etmeyi tercih ederdim. Kavga etme konusunda çekinik veya pasif olsam da göstergeleri iyi okurdum. 

İkinci kategorize etme şeklim de kardeşimden kaynaklanırdı. 

Kıskananlar ve kıskanmayanlar. 

Herneyse.

Konumuz mutluluk ve kavga ikilisi.


Dedim ama kalemim durdu. 

Mutluluk diyince kavgaya dair yazma hali de durdu. 

Halbuki bu ikiliyi konuşmak istiyordum. 

O zaman yine neyse. 

Nasıl akarsan öyle gitsin. 


Acaba ben sürekli kavgaya maruz kalmaktan dolayı kriz bağımlılığı yaşıyor olabilir miyim, sürekli yeni projeye başlayarak, yeni projeleri bırakarak sorumluluklarımı almama krizi olabilir mi bu? 


Konu mutluluktan çıkıp yeni fikir döngüsü, dopamin ve kriz üçlüsünün tam ortasına oturdu. 

Bizim evde kriz, tartışma, öfke tesadüfi bir olay değildi, atmosferin kendisiydi. 

Yani kriz hali benim normalimdi 

Öngörülemezlik benim normalimdi.


Zor yazıyorum. 

Aklıma hiçbir şey gelmiyor. 

Onu ona bağlayıp, sonra bağlamdan çıktı da çıkarmak istemiyorum. 


Ne diyeyim yani. 

Kriz anında sorumluluk almaktan korkuyorum. 

Yeni fikir, yarım bırakma, ardından yeni yeni fikir diyerek uzun vadede öngörülemez bir kriz ihtimali yaratıyorum.


Ne diyeyim yani.

Bitirmedim, kaçtım, eleştirdim diyip diyip yapay kriz üretiyorum.

 

Daha daha ne diyeyim. 

Buqün yazacaklarım bu kadar olsun.

Son Yazılar

Hepsini Gör
Günce 024 - Bir Hüngürme Geldi

Okuma öncesi not: Yok. Kaynar su ile sol elimin parmaklarını yaktım. Hissettiğim acıyla hemen lavaboya koşup elimi suyun altında tuttum bir süre. Sonra acıdan uyuyamadım. Gece saat çok gecti. Modeli i

 
 
 
Günce 023 - Makineye İtiraz

Okuma öncesi not: Yok. Bugün aklımda bir şey yok. Sadece içimdeki boğulma hissi devam ediyor. Bugün kalemi, yazmış olmak ve sorumluluğumu yerine getirmek niyetiyle elime alıyorum. Bakalım gün neler gö

 
 
 
Günce 022 - Düşünmeden Nasıl Yaşanır Bilmiyorum

Okuma öncesi not: Yok. Kendimi oyaladığım bir gün geçiriyorum. Gerçekten hayat böyle mi akıyor? Bugün düşünmek adına birşey yapmadım. "Düşünmeye vaktim olmadı" denilen günler böyle oluyor herhalde. Ö

 
 
 

Yorumlar


Bana bir mesaj yaz ve ne düşündüğünü söyle <3

© 2035 by Train of Thoughts. Powered and secured by Wix

bottom of page