Günce 018 - Üst Üste Üç Sabotaj
Okuma öncesi not:
Bugünki güncede yüzleşmeye karşı direnç gösterdim. Hem günceyi yazma hem de kaydetme konusunda erteleme eğilimi içindeydim.
Dünden bugüne kadar akışta kalıp modeli çalışmaya devam ettim.
Dünki güncede ne kadar depoyu anlamış ve anlatmış gibi olsam da ve bununla beraber ham enerjiyi ve oluşumu deponun içinde konumlandırsam da, ortada, mantığından ve deneyimimden kaynaklanan bazı uyumsuz noktalar vardı.
Bu yüzden bunun üzerinde dün epey çalıştım ve sonra içime sinen güzel bir sonuç elde ettim.
Sonra kendimi, güncede kendimle yüzleşmek yerine, bir an vardığım sonucu anlatmayı isterken buldum.
Yola böyle çıkmamıştım. Burası bir yüzleşme alanı olacaktı.
Dedim ki kendime:
"Yoldan sapıyorsun, buradaki sorumluluğun her gün, o güne dair ne düşündüysen hissettiysen onu yazmak ama sen kuramsallaştırmanın peşine düştün"
Evet, günceye değil de modele odaklanmak bir anlığına yolumu değiştirmeme sebep olmuştu.
Buna sebep olan şey görünürlülüktü.
Görünürlülüğe niye geldik, gayet iyi gidiyorduk diyebilirsin.
Bu seferki korkuyla karışık bir istekti ama farklı bir istek.
Bu istek beni, içimden geçen "birşeyleri ben de yapabiliyorum" cümlesiyle birlikte, kendimi, yaptığımı örterek gösterme çabası içerisine sokmuştu.
Yoğun bir istekle gelen bu çaba bana burada ne yaptığımı unutturmuştu.
Galiba işin içerisine, duyguların ilk tanımlarının, kriz bağımlılığının ve fail kurban dönüşümünün dışında etken birşeyler daha ekleniyordu.
Çünkü dünden bugüne kadar olan şey, bir fikrin (günce yayınlamanın) diğer bir fikre (modeli yayınlamaya) dönüşmesini gözlemlerken tek bir şeyi işaret ediyordu:
Görünür olduğum anda yaptığım eylemi değiştirmeliydim.
İşte süreçsel sapma bu cümleyle ikinci kez destekleniyordu.
Çünkü bizim ev sadece kavgadan dolayı değil, ayrıca şiddetten dolayı da tekinsizdi.
Ne zaman şiddet göreceğini kestiremezdin ya da neden şiddet gördüğünü.
Hal böyle olunca, yapacağım şeyi saklayarak yapmalı ya da yaptığım şey görünür olduğu zamanlarda da yaptığım şeyi, ebeveynin istediği şeye dönüştürüyor olmalıydım ki şiddetten kendimi koruyabileyim.
Yani çocukken hep böyle bir dönüşüm olurdu. Böyle düşünürdüm ve yapardım.
Ayrıca çocukken bu dönüşümde pek de başarılı olamazdım.
Her neyse.
Bu kadar döküldükten sonra sırayla ne olduğunu anlamaya çalışalım.
Süreç şöyle işliyordu:
Deneyim modelime göre başlangıçta benlik hakikati, canlı hissetmek için kriz, kavga ve sürtünme arıyordu.
Bir işin üzerinde sakince çalışırken, her şey tıkır tıkır ve pürüzsüz ilerlerken—yani ortada bir kavga yokken—içsel olarak boğulmaya başlıyordum.
İşte orada 1. sabotaj gerçekleşiyordu: İşi bilerek ve isteyerek yarıda bırakıyordum.
Hemen ardından 2. sabotaj geliyordu: İşi bıraktıktan sonra deponun "Zaten yetersizsin, beceremedin" kılıfına sığınıp kendimi suçlamaya başlıyordum. Böylece sahte bir kriz üreterek aradığım kavgayı buluyor ve eylemsel sabotajımı yapıyordum.
Ama durmuyordum, sabotaj üstüne sabotaj geliyordu.
Tam bu yüzleşme güncesini döküp görünür olacağım an, çocukluğumdan kalan o bilmediğim ikinci büyük tehdit devreye giriyordu: "Görünür olmak, öngörülemez bir şiddete hedef olmak demektir."
İçimden çıkan "Ben de bir şeyler yapabiliyorum" şeklindeki görünme isteği, çocukluktaki bu şiddet korkusuyla çarpıştığı an zihnim refleks olarak 3. sabotajı başlatıyordu:
Yüzleşme güncesi yazma amacımı, dış dünyanın ve ebeveyn zihninin akıllıca bulup alkışlayacağı bir model yazma çabasına dönüştürüyordum. Ben o sırada dağılıp güncenin sorumluluğundan kaçtığımın farkında bile olmadan, model üzerinde çalışmaya yöneliyordum.
Yani eylemsel sabotajlar, arkasından amaçsal sabotajı getiriyordu. Ve eylemsel sabotaj kriz yaratma odaklı fikir değiştirme olurken, amaçsal sabotaj kendimi saklama odaklı bir yön değişimine sebep oluyordu. Yüzleşmenin getirdiği yakıcı acıdan ve görünür olmanın getirdiği şiddet korkusundan kaçmak için, yüzleşmeyi sabote edip akıllıca bir teorinin arkasına saklanıyordum. Üst üste üç sabotaj yapıp sonra da kendi modelimi kurguluyorum diye kendimi oyalıyordum.
Ve ben iyi saklandığımı sanıyordum. Çünkü görmeyen ebeveynler insana böyle hissettiriyor.
Şimdi ise kendi kendimin ebeveynliğini yapıyorum. O yüzden bu da bana bir çocuğun saklanmak istediği zamanlarda bile yaptığı şeyle görünmek istediğini gösteriyor.
Yorumlar