top of page

Günce 019 - Son Nokta: Bitkinlik

5 Eyl
2 dakikada okunur

Okuma öncesi not: 

İnsan tükenip tükenip sonra tükendiği şeyi neden yapar, ben bu işin içinden çıkamadım.


Dünden bugüne kadar geçen sürede ne ne hissettiğimi anlayabildim, ne de ne yapmak istediğimi. 

3. Sabotajdan kaynaklı çekinik bir halde güncenin başına oturdum. 

Bir yandan modeli yazmak istiyor, bir yandan kaçınıyordum. 

Sonra şu karara vardım: Süreci gözlemlemek için bir şeyler yapmaya devam etmeliydim. 

Bir eylem ya da tetikleyici olmadığı sürece ne duygu ne de davranış çıkıyordu. 

Oysa ben kendimi eylemsizliğe doğru meyl ederken buldum. 

Buna çare aramak için model ya da araç herneyse bunun üzerinde çalışmaya başladım.

Önce depoyu düşündüm.


Depo üzerinde yaptığım varsayımlar oluşmadan önce, onu zihnin dışında veya yanında karanlık bölge ve bir veri merkezi olarak tanımlamıştım. 

Bu, o zaman deponun karanlık bölge olarak henüz belirsiz olmasından kaynaklanıyordu. 

Sonra çalışmalarım sonucunda deponun ilk tanımını güncelleyerek onu kurgusal ve savunmacı zihin olarak tanımladım.

Sonra da bundan vazgeçtim.

Çünkü tanıma ihtiyacım yoktu.

Deponun zihnin içinde, dışında, yanında olmasıyla ilgilenmiyordum.

Çünkü çok yorgundum

Yok yok.

Ne kadar ihtiyacım olmasa da karanlık bölgeye tahammülüm yoktu.

Onu tanımlamak, sınırlarını çizmek zorundaydım.


Kaçındığım şeyle temas edebilmenin bir başka yolunu bilmiyordum, bildiğim şey de şu an yaptığımdan başka bir şey değildi.

İsteğim sadece karmaşık kaçınma, aşırı çalışkanlık ya da eylemsizlik ve öz-sabotaj süreçlerimi anlayacak bir araç geliştirmekti.

Şu ana kadar olan düşüncelerim metaforik anlatımlar etrafında dönüp durdu.

Anladımki bu aracı çıkarabilmenin tek yolu sadece gün be gün kendi sürecimi kaydederek olacaktı.


Bu kadar döküldükten sonra şimdi neler olduğuna bakalım:

Dün kaldığım yerden başlayarak şu an nerede olduğuma geleceğim.


Dünki 3. Sabotajın ardında bugün sistemsel donma ve  yorgunluk gerçekleşti.

Ne hissettiğimi veya ne yapmak istediğimi anlayamama hali tam olarak buydu.

Bu kısmın güdümlü depo düşüncesi "Belirsizlik ölümcüldür; karanlık bölgeye tahammül edemem" di.

Güdümlü depo davranışı ise eylemsizlikten çıkmak adına, ne pahasına olursa olsun aracı tanımlamak için aşırı çalışma ve kavramsal tanımlara gömülmeydi.


Son durum şuydu: depo, beni doğrudan eylemden (kendi canlı sürecimi kaydetmekten) alıkoymak için önüme "Önce beni sonra aracı tamamen tanımlamalısın" şartını koydu. Ben de eylemsizlikten çıkmak için bu tuzağa düşüp tanımlara gömüldüm.


Tüm yapıyı farketmiş olmak, aslında deponun ördüğü ağı yırtmış olmak demek oluyor diye düşünürken bana bişey oldu.

İçim deponun ağı ne diye kudurmaya başladı.


Şimdi oturup bunu düşünmeye başlıyorum.

Düşünmekle yorgunluğuma yorgunluk katıp vazgeçiyorum

Ve sadece bugunki güdümlü depo düşünceyi hatırlıyorum:

Belirsizlik ölümcüldür.

Bir de sabotajların ve aşırı çalışmanın getirdiği donma ile şunu anlıyorum:

Ben aşırı analiz ve çalışkanlık göstererek ardı ardına sıralanan güdümlü depo düşüncelerden kaçınırken, bir yandan da kavga etmemenin ve ebeveynlerim gibi kavga edip çirkin biri olmamanın nasıl olacağını analiz edip uygulamayı öğreniyorum.

Yani nefret ettiğim bir şekle dönüşmemek için yöntem geliştiriyorum.


Bunların dışında bugün anladığım birşey yok. Zaten birşey hissetmiyorum.

Döngüyü otantik eylemimi kaydetmeye en yakın noktada bırakıyorum.


Çünkü döngü kuyrugunu ısırdı.

Depoyu yani karanlığı aramaktan yoruldum. Üzerine hikayeler yazmak istemiyorum.

Bir tek yapacağım şey var. Yarın uyanıp günce yazmak.

Bugünki yorgunluk beni uzun süre götürür.

Karanlık uzun bir süre karanlık kalacak.

Belki kendime günce yazmanın dışında bir sorumluluk daha bulabilirim.




Son Yazılar

Hepsini Gör
Günce 024 - Bir Hüngürme Geldi

Okuma öncesi not: Yok. Kaynar su ile sol elimin parmaklarını yaktım. Hissettiğim acıyla hemen lavaboya koşup elimi suyun altında tuttum bir süre. Sonra acıdan uyuyamadım. Gece saat çok gecti. Modeli i

 
 
 
Günce 023 - Makineye İtiraz

Okuma öncesi not: Yok. Bugün aklımda bir şey yok. Sadece içimdeki boğulma hissi devam ediyor. Bugün kalemi, yazmış olmak ve sorumluluğumu yerine getirmek niyetiyle elime alıyorum. Bakalım gün neler gö

 
 
 
Günce 022 - Düşünmeden Nasıl Yaşanır Bilmiyorum

Okuma öncesi not: Yok. Kendimi oyaladığım bir gün geçiriyorum. Gerçekten hayat böyle mi akıyor? Bugün düşünmek adına birşey yapmadım. "Düşünmeye vaktim olmadı" denilen günler böyle oluyor herhalde. Ö

 
 
 

Yorumlar


Bana bir mesaj yaz ve ne düşündüğünü söyle <3

© 2035 by Train of Thoughts. Powered and secured by Wix

bottom of page