Günce 020 - Tanımlama Tuzağı
Okuma öncesi not:
Yok.
Bugün uyandığımda, donma etkisi altında olmama rağmen, model üzerinde çalışmaya başladım.
Sonra tamamlanmış, yani kuyruğunu ısırmış olan döngüye hizmet etmemek, onu beslememek adına çalışmayı bırakıp bu günceyi yazmaya başladım.
Ne yazacağımı bilmeden dökülme niyetiyle kalemimi serbest bırakırken, geçmiş bir güncede dediğim birşey geldi aklıma. Bu şey görülme arzusuyla ilgiliydi.
O günce de görülme arzunun sebeplerini şunlarla ilişkilendirmiştim:
Gerçeklik ihtiyacı, yükü paylaşma, duygusal düzenleme, izolasyondan kaçış, bağ kurma, sınır çizme, varoluşa iz bırakma.
İlişkilendirdiğim bu şeylerin de bireye bağ kurma ve onaylanma gibi olumlu çıktılar sağladığından söz etmiştim.
Şimdi, buradan devam ederek görülme isteğimi ve altında yatan ihtiyacımlarımı pekiştirmek bana iyi gelecek.
Evet, başlıyorum:
Görülmek isteyerek içimdeki vahşi doğa kurallarını (belirsizlik ölümcüldür, görülmek tehlikelidir cümlelerini) değiştirip içinde yaşadığım yüzyıla adapte olacak bir şekle dönüştürmek istiyorum.
Yani ilkel benliğimin değil, bu yüzyılın gerçekliğini benimsemeye ihtiyacım var.
Ayrıca görünerek bu benliğin yükünü paylaşmam gerek.
Paylaşmadan duygularımı düzenlemenin zor olduğunu deneyimledim. Hatta bazen sağlıksız olduğunu da.
Belirsizliği tolare edemeyen benliğimin uğrak noksası olan izolasyondan çok sıkıldım.
Artık bu izolasyon gömleğini yırtıp bağ kurmak istiyorum.
Belirsizliğin öngörülemez yapısını, kontrol etme çabasıyla ortadan kaldırmaya çalışmak yerine, öngörülemezlik karşısında belirleyeceğim sınırlarım olmasına istiyorum.
Ve bunlara ek olarak bir de varoluşa iz bırakmak istiyorum.
Eminim bu süreçsel sapmalarla mücadele eden benim gibi bir sürü insan vardır.
Bunu düşünürken aslında varoluşa iz bırakma fikriyle yarışacak olan "Yalnız olmadığımı görmek istiyorum" düşüncesini de fark ediyorum.
Neyse.
Bu günceyi yazmaya önce görünür olma ihtiyaçlarımı anlamakla başladım.
Günce yazma serüveni, görünür olma isteğinin içindeki, bugünki ihtiyaçlarımı belirlememi, görmemi sağladı.
Ayrıca bu süreçte sorumluluk almaya dair de bir adım attım.
Dün demistim ya; günce yazmaya güncenin amacından sapmadan devam edeceğim.
Ve bir de yeni bir sorumluluk daha alacağım.
Bu sorumluluğu süreçsel sapma modelinin sorumluluğu olarak belirledim.
Ve bu ikisini yaparken ikisini birbirine karıştırmamaya dikkat edeceğim dedim kendi kendime
Eğer edemediğim noktalar olursa da umarım bu noktalar modele katkı sağlar.
Çünkü süreç ve model görülme ve onaylanma isteğimin çıktısı olmanın yanında varoluşa iz bırakma isteğini de yanında getirdi.
Çünkü karmaşık kaçınma durumlarında günceler bana şunları söyledi:
Yaşadığım şey başarısız olmaktan veya yetersiz görünmekten korkuyorum basitliği değildi.
Özgün, ham ve filtresiz benliğimin ortaya çıkışının amigdala düzeyinde hayati bir risk olarak kodlanmasıyla oluşan bir iç tehdit algısıydı.
Bu riskin belirdiği andaki kaçınma; eylemi bırakmak ya da işi tamamen değiştirmek olmadı.
Bende çalışan şey bir dönüştürücü kaçınmaydı: Masada kalarak eylemin hedefini ve içeriğini çaktırmadan daha emniyetli bir alana kaydırmaktı.
Ardından filtresiz görünürlük, belirsizlik ve çatışma riskine maruz kalmamak için, eylemin amacını saptırıp ortaya koyduğum aşırı analitik ve çalışkanlık, yani ikame işlevsellik geldi.
Ve bu süreç kaçınılmaz bir sistemsel donmaya evrildi.
Çünkü donma sadece bedensel bir felç değildi.
Zihnin eylemden kaçmak için sürdürdüğü aşırı analitik çalışkanlık, kavramsallaştırma eforu ve zırh örme çabası, fizyolojik bir sonuç olarak ortaya çıkan, bilişsel ve işlevsel bir kilitlenmeye dönüşmüştü.
Son olarak da tanımlama tuzağı devreye girdi.
Yüksek işlevsellikli zihinde durumu tanımlama çabası bir farkındalık veya çözüm adımı olmaktan çıktı; donma sonrasında kontrolü sahte olarak geri almak ve eylemi ertelemek için çalışan son bir güvenlik protokolü oldu.
Şimdi sona gelirken, bu güncede neler oldu kısmına dönelim ve elimde neler var bir de onu görelim:
Evet, günce yazmayı amacından saptırmadan devam ettiriyorum ama tanımlama tuzağından çıkamadığım için, kendime yeni bir sorumluluk atayıp, bu sorumluluğu süreçsel sapma deneyim modelimi tanımlama olarak belirliyorum.
Yani tam olarak memeden ayrılamayan dört yaşını doldurmuş bir çocuk gibiyim.
Bakalım bu tanımlama tuzağında neler çıkacak.
Memeyi bırakabilecek miyim yoksa süreçsel sapma devam mı edecek?
Bakalım.
Hayırlısı.
Okuma sonrası not:
Donma aşaması, modeli çalışmayı kendime sorumluluk olarak atamakla son buldu.
Bu atamayla domaninerjik arayış kısmı yeniden başlamış oldu.
Şu an modeli çalışmayı kendime sorumluluk olarak atamanın heyecanını yaşıyorum.
Yani ağzım hala süt kokuyor.
Yorumlar