Günce 012 - Kaçmak Değil, Kaçınmak
Güncelleme tarihi: 1 Eyl
Okuma öncesi not:
Yok.
Dünki karanlığın Feneryolu anonsu ile bölünmesinden sonra aklım tekrar o taraflara pek uğramadı.
Günün getirdiklerine uyumlanarak bugüne kadar geldim.
Peki bugün hangi konuyu ele alacağım.?
"Mutluluk bana acı çektiriyor. Ona dayanamıyorum."
Şimdi konuyu belli etmiş gibi olsam da mutluluk ta benim için aynı sitem durumu gibi bilinmeyenler kutusunda yer alıyor.
0 zaman mutluluğu kendi bazında ele almak için depo uyaranların uykularından uyanacakları günleri beklemeye devam edelim.
Beklerken de dün ile şimdi arasında neler oldu onları konuşalım.
Dün en son karanlık demiştik.
Ardından da kapanışta okuma sonrası notlar gelmişti.
Günce sonundaki okuma sonrası notlar kısmında yaptığım tespitler beni tatmin etmişti.
Şimdi bu tatmini daha önceden biliyorum ya alarm çaldı ve pusuya yattım.
Bu tatminle beraber hemen ardından belki saniyelik bir mutluluk hissetmiştim.
Fakat mutluluk kendini bu noktalarda gösterdikten sonra ben yine nefret duygusunda olduğu gibi mutluluktan hemencecik kurtuldum.
Yani ondan kaçtım.
Burada bir parantez açıyorum.
"Ondan kaçtım" deme durumumu biraz sorgulayacağım.
Kaçmak kelimesi kendi anlamı itibariyle saklanmak, kaçınmak gibi yerlere uzanır.
Ya da istenmeyen bir durumdan hızlıca uzaklaşmak ta diyebiliriz.
Bu kelime, üzerimdeki etkisini düşününce, beni çoğunlukla acizlik ve yetersiz hissi içine sokar.
Bu da kendimi yargılamak adına gerekli bir altyapıyı sağlamış olur.
Dışarıdan bakıldığında tablo çok basit görünüyor: Önce kaçıyorum, sonra da kaçtığım için kendimi eleştiriyorum.
Görünen tarafı bu olsa da, bu muhteşem ikili - kaçmak ve eleştirmek - ben kendimi eleştirmenin vicdan azabıyla boğuşurken, istenmeyen durumu unutmama veya görmezden gelmeme sebep olur.
Ve bu muhteşem ikiliden kaçınma doğar.
Yani kaçmak ile kaçınmak aynı şey değildir.
Kaçmak sadece uzaklaşmaktır, ama kaçınmak, korunma güdüsü barındırır ve kaçmanın bir duygu veya durum ile desteklenme halinde ortaya çıkar. Korumanın içinden eleştiriyi çıkarttığımız zaman elimizde sadece kaçmak kalır.
Tabi eleştirme kelimesinin benim özelimde olduğunu unutmamakta fayda var.
Neyse. Bu yüzden kendime önceki kayıtlara göre daha fazla şefkatli davranmak adına "Bundan kaçtım... Yine kaçıyorum..." gibi şeyler söylemek yerine kendimi hangi duygudan veya durumdan koruyorum deme kararı alıyorum.
Konuya tekrar döndüğümde elimde şöyle bir çıktı oluyor:
En son ondan, yani mutluluktan kaçtım demiştim.
Yani kendimi mutluluktan korudum.
İlk başta kulağa saçma gelebilir.
Peki bunu biraz kurcalayalım bakalım.
Şimdi benim için mutluluk neydi ilk başta.
Hayatımdaki mutluluğun ilk tanımı tabiki iyinin üst versiyonu değil.
Benim için mutluluk eşittir kavga etmek.
Yani burada mutluluk tehlike ve korku ile destekleniyor ve bir kaçınma doğuyor.
O zaman cümlemi yeniden kuruyorum:
Kendimi kavga etmekten korudum.
Bu cümle kulağa daha mantıklı geliyor.
Peki sonrasında neler yapılabilir?
Mantıklı düşününce ilk tanım ile son tanımın yerini değirirsem mutluluktan kendimi korumak zorunda kalmam.
Hayır!
Ama ben hemen yapabilir miyim?
Hayır.
Anlamak, dönüşmek değildi çünkü
Herneyse. Bu kadar laklak yeter. Devam ediyorum:
Peki ben mutluluktan kaçarak kendimi korudum ya... nasıl korudum? Yöntemim neydi?
Tabiki yeni fikir bularak.
Yani burada oklar bir anda dopamini göstermeye başlıyor.
Ah zihnim geçen haftaya gitti.
Şimdi bunu, olduğu gibi burada bırakıyorum. Çünkü daha fazlası hem kendimi zorlamak hem de karanlıkla aramdaki mesafeyi açmak olacak. Durup dururken bir daha bloklanmanın artık gereği yok.
Yorumlar