top of page

Günce 006 - Son Zirve ve Çöküş

23 Ağu
5 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 1 Eyl

Okuma öncesi not 1:

Görüldüğümü bilmek kendime değil de düşüncelerime çeki düzen vermemi sağlamıştı ama yine ben durmam gereken yerde durmadım. Yoğun bir zihinsel süreç ve ardından gelen yeni tatmim ihtimalinin peşinde koşmak zihnimi aniden blokladı. Şu an bir bitki misaliyim. Toparlayamıyorum. Okuduğumu anlayamıyorum.


Okuma öncesi not 2: 

Bu ses orjinal değil ikinci kayıt. İlk kayıtta anlamları hissedemedim, yer yer anlayamadım. Haliyle bu etkinin sana yansıyacağını da düşündüm ve bir süre sonra yeniden okudum.


Öfke ve öfkenin karşısında dona kalma ve dilsizlik halinden sonra gelen aşırı ölçülülük tespiti yüksek bir tatmine sebep oldu.

Tatminin aşırılığından kaynaklı da, tatminin süresi çok kısa sürdü ve bu tüketim beni dibi görünmeyen karanlık bir çukur kadar derin bir boşlukla karşı karşıya bıraktı. Bu karanlığın içine bakmaktan çekinmenin aksine, tanıdıklığından kaynaklı tam ortasına kendimi kendi elimle koyuverdim. Karanlığa gözüm alıştıktan sonra boşluğu kabul edip orayı aydınlıkla eşdeğer tuttum. İşte bütün olaylar bu eşdeğer tutumla başlıyor.


Tatminin tüketimi ardından hemen gelen yeni fikir veya proje arayışı dibimden bana el sallıyordu.

Yani aşırı ölçülülük ve saklanma tespitiyle gelen tatmin, tanıdık mekanizmamı tektiklemişti.


Durum gerçekten ciddiydi. Hatta sonradan bunun kronikleşmiş bir hal adığını bile düşündüm.

Çünkü bir anda, yani bir gün içerisinde, kendimi yeni projenin hızlıca hazırlığını yapmış ve etrafa proje için teklif toplama talepleri saçarken bulmuştum.

Sanki arkamdan biri kovalıyordu. Şanslıydım ki birkaç etrafa saçılma sonrasında, garip bir rahatsızlıkla, "Yine aynı şeyi yapıyorum" cümlesi uzaktan el sallamaya yeltenmişti ki "Hayır bunu yapacağım" cümlesi bu eli örtbas etti. Ardından kafamın içinde Cümleler Savaşı başladı. Cümlelerin gürültüsüyle, zihnimdeki gürültüyü kabul ettikten sonra gelen sessizliği ya da mırıltıyı dinlerken, duygumun adı müthiş bir huzursuzluktu. Bundan kurtulamıyordum. Yaptığım şeyden duyduğum şüphe bu duyguya sebep olmuştu.


Böyle olma haline dayanamadım ve balkona çıkıp hıphızlı yani sadece nefeslerimi sigara içerken alacak şekilde bir sigara içip, haliyle oluşan baş dönmesiyle birlikte bu huzursuzluk duygusundan daha uykuya dalarak hızlıca kaçtım.


Uyandıktan sonra süreç kafamda daha belirgindi.


Birinci adım; bildiğin üzere tatmindi.

İkinci adım; "Ben bir daha böyle tespitler yapamam, yazılar yazamam" düşünceleriyle gelen başarısızlık riskiydi.

Üçüncü adım ise biraz sosyalleşme ile beraber konudan kendimi izole etme haliydi.

Dördüncü adım da, durduğum yerde duramama hali ve steril bir hayal alanıydı.

Ve bunun ardı da yeni fikir, huzursuzluk ve şu an geldiğim nokta!


Bu şekilde bir kronoloji çıkardıktan sonra bunları irdelemekte yarar görüyorum.


Önce irdelemeyi duygusal değil de, düşünsel tespitler yaparak ilerletmek istiyorum. Çünkü konu çok kapsamlı ve iç içe geçmiş bir halde. Niyetim en azından süreci baştan sona unutmadan ve ilerleyen zamanlarda unutmamak adına kayıt altına alabilmek.


Sırayla başlıyorum ve ilk önce tatmin duygusunu ele alıyorum.

Tatmin duygumun kısa sürmesi coşkumun şiddetinden değil, o andaki çıplaklığımla başa çıkamamamdan kaynaklanıyordu.

Bu tatmin duygusuyla rahatlamıştım da başarının tadını bir türlü çıkaramıyordum.

Sadece bu duyguyla bir şey yapmadan duruyor olmak beni neden bu kadar rahatsız ediyordu?

Sürekli birşeyler yapmak zorunda mıydım?

Galiba biraz biraz anlıyorum: Sürekli kendimi meşgul tutuyorum ve bunu yaparken başa çıkamadığım kaygılara, bastırdığım duygulara karşı savunmasız kalma halini engelliyorum. 

Bu bir kenarda dursun. 


Çıktı: Zihnimdeki üretme gürültüsü, sessiz kaldığımda karşılaşacağım korkuların üzerini örten bir bastırma mekanizması.

Az önce tatmini ele aldım. Şimdi başarısızlık riskine geçelim.


Burada çıtayı yükseltme tuzağına düşüyorum.

Yani ürettiğim nitelikli metni, temel seviye sanmaya başlıyorum. Yani bundan sonra üreteceğim her yazı, bundan daha iyi olmak zorunda.

Ayrıca gelen tükendim hissiyle "İçimde ne varsa döktüm bir şey kalmadı" düşüncesiyle gelen zihin paniklemesi içine düşüyorum. Bu tüketim hissi beni masaya oturmaktan alıkoyuyor.

Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, ardından geriye gitme korkusu sarıyor. Zihnim, çıtanın altında kalma ihtimali olan her şeyi bir tehdit olarak algılıyor.


Çıktı: Çıta yükseltme tuzağına düşerek kendi başarımı kendime kamçı yapıyor, iyi işin kölesi halie dönüşüyorum.

Bu durumda en konforlu savunma mekanizmam sabotaj oluyor. 

Nasıl mı?

Erteleme, bırakma veya kaçış ya da yeni bir fikirin peşine düşerek. Düşeyim ki bir çıtası ya da kıyası olmasın.

İşte bu anda başarısızlık riski somutlaşıyor ve korku, kaygı, rahatsızlık - adına ne dersen de - üzeri birşeyle örtülmesi gereken bir şeye dönüşüyor.


Başarısızlık riskini de ele aldıktan sonra steril hayal alanına geçiyorum.


Steril hayal alanı yani yeni fikir.

Korkum neden hep bir fikre bağlanıyor?

Çünkü var olan riskli, tıkanabilir, kötü metin çıkabilir ya da beklentiyi karşılamayabilir.

Yeni olan ise mükemmeldir, çünkü henüz hata, tıkanma, başarısızlık riski barındırmaz.

Bu ilk sebep. İkinci sebep ise "Artık bu kalitede yazamam" cümlesinin düşünce ağı tam bir yetersizlik hissi. 

Zihnim bu acıyla yaşamak yerine, onu yeni fikir gibi bir ambalajla örtmeyi tercih ediyor.

Üçücüsü de sorumluluk yerine heyecana sığınmak. Çünkü yeni fikir bedava bir dopamin kaynağı. 

Bu kaynak, heyecan üretmenin zorluğunun ve başarısızlık ihtimalinin yerini alıyor.


Varolanın mimarisini inşa etmek yerine yeni bir fikre uzanmak belirsizlikten kaçış değil, gerçekliğin riskinden kaçıştır diyorum. 

Bunları yazdım ve şimdi zamanla duygularıma, korkularıma, kaçışlarıma odaklanabilirim, unutursam da geri dönerim diyorum.

Diyorum demesine de, beni bir anda bi gülme alıyor. Neye mi gülüyorum: Zihnimin beni ustalıkla kandırmasına.


Hadi gel devam edelim ve bunu birlikte görelim.


Çıta dedik, çatı dedik, tuzak dedik, risk dedik, yetersizlik, başarışızlık, korku, falan, filan, dedik te dedik. Buluyoruz di mi? Yoo 

Öyle gözükse de hayır. Çünkü sofistike sabotaj ve en güvenli kaçış devam ediyor.

Ayrıca bu yeni düşünce ile ben de yeni bir şeyler oluyor.

Kafam zihnimin beni kandırmasını düşünerek bana engel oluyor. Her neyse 

Bu yeni olan şeyin cümlesi ne tam olarak? 

Tamam.

Direk böyle ifade edilir.

"Henüz ben tatmin olmadım." 

Anlıyorum ki, yazının bu kısmına kadar, olanları görmek için yazsam da, bundan sonrakileri tatmin olmak için yazacağım. 

İçimde bir persona var inatlaştığım, bundan sonrası ona inadına şov yapar gibi bir şey olacak.

Bu arada bunu yazması ayrı bir itici, okuması daha ayrı bi iticidir heralde. Her neyse buraya yüzleşme alanı dedik. Söz sözdür.


Bunu çıkardıktan sonra şimdi zihnimin beni kandırmasına geçebilirim. 

Ben zannediyorum ki, kaçışlar korkular derken bu kısır döngüden çıkabileceğim.

Ama hayır.

Kat kat kundaklara sarmışlar beni.


Diyorum ki:

Aklıma birden sistem kurma illüzyonu düşüyor. Zihnim geçmişe doğru sürükleniyor.

Sürükleniyor sürüklenmesine ama bir türlü zihnimi toparlayamıyorum ve yazamıyorum.

Seçmek nedir seçicilik nedir, sistem kurma ihtiyacı neden doğar, neden sistemi hekleyen hep haklıdır gibi gibi şeyler yazıp, kaybolup kaybolup duruyorum.


En sonunda biraz ara verip yazıya son birkaç cümlemden itibaren devam ediyorum.


Şimdi biraz kaybolma ve bloklanma hallerimde aklımdan geçenleri özetleyeyim:

Geçmişe dair anılarımdan olacak bu özet:

Kusursuz bir sistem kurma arzum, yani bir arayışın içindeki sistem kurma illüzyonu. 

Ardından bir süre sonra birşeyler olmadı, olamadı diye vazgeçişlerim.

Onun ardından kendimi bir denek veya bir nesne gibi izleyişlerim.

Ardından kendime fazla fazla mesafelenişlerim.

Ayrıca doyumsuz bir şekilde kendi durumumu, kendime belgeleme açlığı içerisinde oluşum.

Zihnin anıları yamalama durumuna takılmalarım. 

Asla yamalamaya izin vermek istememem ve bunun için her şeyi not alma süreçlerim. 

Bununla gelen makineleşmenin konforu ve kalbim kırılmaması halleri.

Kendime koyduğum duygusal mesafenin artık görülmeyecek kadar uzun olması. 

Oh be nihayet kod hatası vermek. 

Bilişsel olarak aşırı yüklenmişlik ve bununla gelen analiz felci geçirme.

Ardından gelen yaklaşık son üç yıl eylemsizlik. 

Ve benim kurmak istediğim değil de, kendiliğinden oluşan sistemimi kabul.


Peki şimdi napıyorum?

Sanki şu anki halimde zihinsel hileler tükendi. 

Kendime şov yok. Sanırım bu yüzden bu yazı zordu ve ben bloklandım. Ah bilmiyorum öyle değilse de zamanla görürüz. 

Şu an yalın bir zemindeyim masa da neşter de yok haritada. 


Ahh ama bunu diyorum ama içimi bir şey kıpırdatıyor.


Asıl ben  şu an bu yüzleşme alanıyla napıyorum?

Of kendiliğinden oluşan sistemimdeki açığı bulmaya çalışıyorum, adeta bir suçlu arayışı içerisindeyim. 

Ama yanılıyorum, bunu bulunc, tamir edeceğimi sanıyorum bir de. 

Peki, ben neden hata arıyorum? 

Zihnimi mi meşgul ediyorum? Bu sayede bir ugraşım mı oluyor yani?


Vazgeçtim, masa karmakarışık. Elimde de bi müfettiş rozeti.

Vazgeçtim, sistemdeki açığı bulsam bile hiçbir şey değişmeyecek; çünkü aradığım suçlu, kaçtığım acıdan kaçan taraflarımın toplamı.


Of


Bok gibiyim.

Son Yazılar

Hepsini Gör
Günce 024 - Bir Hüngürme Geldi

Okuma öncesi not: Yok. Kaynar su ile sol elimin parmaklarını yaktım. Hissettiğim acıyla hemen lavaboya koşup elimi suyun altında tuttum bir süre. Sonra acıdan uyuyamadım. Gece saat çok gecti. Modeli i

 
 
 
Günce 023 - Makineye İtiraz

Okuma öncesi not: Yok. Bugün aklımda bir şey yok. Sadece içimdeki boğulma hissi devam ediyor. Bugün kalemi, yazmış olmak ve sorumluluğumu yerine getirmek niyetiyle elime alıyorum. Bakalım gün neler gö

 
 
 
Günce 022 - Düşünmeden Nasıl Yaşanır Bilmiyorum

Okuma öncesi not: Yok. Kendimi oyaladığım bir gün geçiriyorum. Gerçekten hayat böyle mi akıyor? Bugün düşünmek adına birşey yapmadım. "Düşünmeye vaktim olmadı" denilen günler böyle oluyor herhalde. Ö

 
 
 

Yorumlar


Bana bir mesaj yaz ve ne düşündüğünü söyle <3

© 2035 by Train of Thoughts. Powered and secured by Wix

bottom of page